rss
twitter
facebook
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2010 Salı

Çok Katlı Huzur

20 Nisan 2010 Salı

Belki Kurtulurum

Uzun zamandır yazamıyorum bloga. Aklıma gelir gibi oluyor sonra unutuyorum. İş güç adamı anlamsız bir yoğunluğa sokuyor. O yoğunluk arasında sürekli dinlediğim bir adam var. Bahadır Uludağlar. Nam-ı değer Moribund Oblivion'un solisti. Solo albümlerini pek bi severim. Öyle yazmak olsun diye aklıma bu geldi bunu yazdım. Kör Klavuz albümünü çok beğendim. En beğendiğim şarkıyı ki çoğu bu yazıya denk gelenin sevmeyeğinden emin olduğum "Belki Kurtulursun"u sizlerle paylaşıyorum hadi bakalım.


16 Mart 2010 Salı

Something Extra Delicious

Oren Lavie. Onu o meşhur stop motion klibi Her Morning Elegance ile tanıyanlar çoktur. O klibi izledikten sonra hayran kalmamak elde değildir. Oren Lavie İsrail asıllı besteci, yazar, müzisyen,yönetmen gibi sıfatlara erişmiş bir insan. O meşhur klibini de kendisi çekmiştir.

Kendisi hakkında fazla bilgi vermek gerekir mi gerekmez mi bilmiyorum ama The Opposite Side Of The Sea albümünü baştan sona defalarca ve defalarca dinlemek gerekir, bundan eminim. Özellikle A Dream within A Dream, The Man Who Isn't There şarkılarını dinlerken çok garip hissederim kendimi, gözlerim dolar, o şarkıları ilk dinlediğim zamanlara giderim, o kış günü karlı bahçemi seyrederken masamın başında oturmuş düşündüğüm, aklımda olan, o zamandan beri aklımdan hiç çıkmayan şeyi düşünürümm.
Şey demek, o düşündüğüme haksızlık olur, çok büyük haksızlık. Dinlerken O'nu yanımda hissederim, kendi yazdığım O senaryosunu kendime kendim oynarım. Gözlerim daha da dolabilir o anlarda ama gerisi gelmez. Ve tekrarlarım aynı nakaratı defalarca ve defalarca;

caught within a dream within a dream
a man within a man
caught within a thought within a thought
an ocean so deep
he'll drown in his sleep
Rüya ya da değil daha emin değilim ama rüyaysa uyanmaktan, gerçekse uyumaktan korkuyorum.

12 Mart 2010 Cuma

James LaBrie

Metal müzik sevenler bir kaç bölüme ayrılır. Dream Theater sevenler ve sevmeyenler. Metallica sevmeyip Iron Maiden sevenler. Metallica sevip Megadeth sevmeyenler ve Dream Theater sevip James Labrie sevmeyenler... vb. gibi birçok dala ayrılabilir. İşte bizim konumuz aslında sadece James Labrie.

Biraz önce albümlerini dinlerken aklıma geldi yazayım dedim. James Labrie bildiğiniz üzere efsanevi grup Dream Theater'in ikinci albümünden beri vokalliğini yapan tenor kişilik. Ama nedense herkes sevmez James Labrie'yi. Anlayamam sevmeyenleri. Ne güzel adam işte. Sesi de gayet Dream Theater için biçilmiş kaftan. Hani birini koysanız onun yerine, olmaz aga! O derece.

Geçtiğimiz senelerde Dream Theater'in albümü Octavarium çıktığında, çıktığı gün indirmiştim. Evet indirdim, hala da indiriyorum param yok aga albüm alamıyorum napayım. Neyse işte indirdim albümü 1 sene dinledim ama ne dinlemek deli gibi. Aşırı sevmiştim albümü, gerçi Petrucci neden sönük kalmış aga solo molo yok fazla diye de düşünmeden edemiyordum o ayrı. Efendim sonra bir anda öğrendim ki benim indirdiğim o albüm var ya, James Labrie'nin Elements of Persuasion albümüymüş.(Korsanın zararları) Bir yıl boyunca sen Dream Theater diye dinle vokalinin solo albümü çıksın. Göt gibi kaldım. Enayi gibi hissettim. Ama sonra iyi oldu James Labrie ile o sene tanıştım. Petrucci ile Portnoy'ün solo albümlerini dinliodum onu dinlememiştim.

Hala Octavarium albümünü baştan sona 2 kere dinlemedim ama bu albümü yani Elements of Persuasion'u çok kez dinledim. Bence en güzel albümü de bu.Keep It ve MullMuzzler 2 albümünden bu tadı alamadım ben. Neyse nereye bağlıycam konuyu. Hiçbir yere bağlamayacam. Banane salık kalsın. Siz de bir James Labrie şarkısı dinleyin. Grooveshark'ta bir bu vardı, ayıptır.

Müzik Kutusu Açılsın "Cibelle"


Geçtiğimiz yıl keşfettiğim, hayran kaldığım kişiliktir kendisi. Hatta daha sonra öğrendim ki Türkiye'ye 2004,2008,2009 yıllarında gelmiş ve ben o zamanlar kim olduğunu bilmiyormuşum kendisinin. Üzüldüm tabi. Ama elden ne gelir, bir daha ki gelişine sakladım heyecanımı.

Yağmurlu günlerde evde kahve eşliğinde dinlenecek sanatçılar, gruplar vardır. İşte onlardan biri de Cibelle. O güzelim sesinin sizi okşamaması mümkün değil. Jazz, blues öğelerinin tabanını oluşturduğu Chillout türünü icra eden sanatçıyı bilen çok kişiyle karşılaşmadım şu ana kadar. Bu aynı Beirut'un zamanında hiç bilinmeyip sonradan patlayacağına inanmam gibi bir şey olsa gerek. Çünkü ben de öğreneli 1 seneden az olduğunu varsayarsak seneye belki daha büyük bir kitle tarafından dinlenir.

Beni en etkileyen şarkısına gelince, galiba hayranlarının büyük çoğunluğu da aynı şeyi düşünüyordur. Hem klibi hem kendisi güzel olan bir şarkı o, dinleyin siz de hayran kalacaksınız : Green Grass

11 Mart 2010 Perşembe

En Kral Mavra Bu Mavra!


100 Derece geri döndü! 2005'te çıkardığı "Kahpe Felek" albümü ile gönlüme taht kurmuştu 100 Derece. Daha sonra birden grup üyeleri askere gittiler. Araya zaman girdi yani. Sonra baktık Onur Ünlü'nün güzel filmi "Güneşin Oğlu'nun film müziklerini yapıp "Geri Döndük Biz" dediler. Şimdi de yeni çıkardıkları EP'leri "Mavra" ve klibi ile geri geldiler. EP'de Mavra, Alacakaranlık, Anlamak Lazım ve Mavra Remix şarkıları yer almakta. O rock'n roll, punk, reggae karışımı müzikleri ile bizi gayet eğlenceli kıpırdak hallere sokan 100 Derece'nin klibi Mavra şarkısına çekilmiş ve yönetmenliğini Onur Ünlü yapmış, güzel eğlenceli bir klip olmuş. Zaten Onur Ünlü'ye Polis ve Güneşin Oğlu filmlerinden sonra hayran kaldığım için böyle bir klip çekmesi de hoşuma gitti açıkçası. Evet, beklenen 100 Derece döndü, güzel döndü. İşte o bahsi geçen Mavra ve klibi.

9 Mart 2010 Salı

Sade ve Dokunaklı: "Olafur Arnalds"


İzlanda'nın post rock ve neo-classical müziğine daha da aşık olmamın nedenidir Olafur Arnalds (Slowblow, 65 Days of Static, Daniel Bjarnason ile birlikte).Kendisini geçtiğimiz senelerden bir kış gününde Found Songs albümünü edinmek suretiyle tanıdım. O günden beri vazgeçilmezlerim arasına girdi.

Aslında yaptığı müzik neo-classical/ambient tarzında diyebilirim. Hissettirdikleri konusunda hiçbir şey diyemem. Ama odanızın ışığını kapatıp ya da loş bir hale getirip düşüncelere dalmanızı sağlayan yavaş yavaş akan piyano sesi ve keman eşliği sizi hüzünlendirecektir.Aslında tam bir kış albümüdür. Pencereden dışarıyı seyrederken yavaşça düşen kar tanelerinin düşündükleridir müziğine yansıyan.Çıplak ağaçların ısınma isteğidir. Öyle sade bir yorumlaması vardır ki kendimden yaşça küçük olduğunu bildiğim halde hayranlıkla baktığım iki insandan biridir. (Diğeri Zach Condon).

Şu ana kadar çıkarmış olduğu albümlerin kapakları da ayrı bir sadelik ve güzellik içermektedir.Bunu da belirtmeden edemeyeceğim. Şimdiye kadar 3 albümü ve bir EP'si bulunan (Eugoly for Evolution -2006, Variantions of Static Ep-2008, Found Songs-2009, Dyad1909-2009)sanatçının her albümünü şiddetle tavsiye etmekten başka yapacak bir şeyim yok şu sıralar.


Türkiye'den Çığlıklar "Satanized"


Black metali çok sevdiğimi söyleyemem. Daha doğrusu Norwegian Black Metal'i sevemiyorum bir türlü ama işin içine biraz melodiklik biraz folk öğeler biraz semfoniklik girdiği zaman babam çıksa dinlerim. Beni benden alır bu tür melodik semfonik folk öğeler, biliyorum kendimi. İşte bunun örneklerini ülkemizde Sabhankra, Gargoyle, Episode 13 (Tabula Rasa albümü) ve şu sıralar yeni keşfettiğim, dinlemeden duramadığım yeni bir grup Satanized.
Aslında Satanized'i ilk gördüğümde, dinlemeden önce albüm kapağı ve myspace tasarımı fotoğraflarından gene bir odun black metal beni bekliyor diye düşünmüştüm ama dinleyince hiç te öyle olmadığını anladım.
2009 ylında Possessed by Darkness Ep'sini yayınlayan grup şu an albüm çalışması içerisindeymiş. Türkiye'de böyle işlerin olması beni her zaman çok sevindirmiştir.
Grubun Myspace Sayfası:http://www.myspace.com/truesatanized
Bir de en aşık olduğum parçalarının canlı kaydını sizinle paylaşayım da tam olsun. Hadi bakalım.

8 Mart 2010 Pazartesi

Easy Star All Stars


Reggae sevenler için güzel bir alternatif, hem rock hem reggae sevenler için apayrı bir yer teşkil edebilecek bir grup "Easy Star All Stars". Neden mi? Çünkü grubun yayınlanmış iki albümleri de aslında cover albümleri. Birinci albümleri olan "Dub Side of The Moon" hepimizin bildiği hayranı olduğum grup Pink Floyd'un Dark Side of The Moon albümünün tamamının coverlarından oluşuyor ve oldukça güzel coverlar bunlar. İkincisi ise Radiohead- Ok Computer albümünün coverlarından oluşan "Radiodread" albümü ki bu albümde en az diğeri kadar güzel. Çok fazla reggae sevmeyenler için bile kendini dinlettirebilecek bir sound'a sahip olan grubun canlı performansları da izlenmeye değer nitelikte. Ben her türlü sevdim aga. Buyrun bir de siz deneyin:

6 Mart 2010 Cumartesi

Orphaned Land'in bomba albümü "Neverending Way of ORwarriOR"

Onlar biz Türkleri, Erkin Korayı, Türk kültürünü, ne kadar çok seviyorsa biz de onları aynı derecede seviyoruz. İsrailli grup Orphaned Land 5 yıl aradan sonra 2010'a bomba gibi bir albümle girdi: Neverending Way of ORwarriOR. Albüm aslında diğer 6 çalışmaya oranla daha progresif bir hal almış. Kobi Fahri (vokal) bunda amaçlarının daha çok dinleyici kitlesine ulaşmak olduğunu belirtti. Evet ayrıyetten daha yumuşak bir albüm olmuş ama yine o Orphaned Land havası aynı halini koruyor. Albümün prodüktörlüğünü daha önce Opeth ve Porcupine Tree ile çalışmış usta kişilik Steven Wilson yapmış bu da aslında tarzın progresif bir hal almasında bir etken bence. En son olarak 2008 yılında Unirock kapsamında izlediğim Oriental Death Metal'in en önemli temsilcisi olan Orphaned Land, son albümleri için ilk klibi albümün ilk şarkısı olan Sapari'ye çekti.
Buyrun işte o klip (Umarım yakın zamanda tekrar aramızda görürüz)

Eurovision'da Manga Faciası

Eurovision 2010'a az zaman kala ülkemizin temsilcisi olan Manga da katılıcakları şarkıyı ahaliye duyurdu. "We Could Be The Same". Duyurmaz olaydı da bu şarkıyı dinlemeye maruz kalmasaydım. Tam bir fiyasko şarkıyla karşımıza çıktılar ve her zaman yapılan "Biz Türküz neden araya bir dokuz sekizlik ritm sokmuyoruz" olayından bahsetmiyorum bile. Zaten dünün grubunu sokarsan böyle bir işe, iyi bir şey beklemek aşırı aç gözlülük olur ki Mtv'den o ödülü nasıl aldılar anlamış değilim. Neyse efendim, bu şarkıya süper şarkı gözüyle bakan insanların tercihidir o da. Kaçıranlar ve tekrar dinlemek isteyenler için işte o şarkı.

5 Mart 2010 Cuma

Yahudi Reggaeci "Matisyahu"


Şimdi başlıkta neden yahudi diye belirttim çünkü, Matisyahu kendisinin öyle olduğunu her şekilde gözler önüne seren bir reggaeci. Kıyafeti, şarkı sözleri, bazı şarkıları ibranice okuması da bunu destekler nitelikte olduğu için ben de aynı şekilde belirtmek istedim durumunu.

Hatta 2006 yılının Milliyet Sanat Dergisi ropörtajında da bunu şu şekilde dile getirmiştir kendisi:
"Toplum içine ilk kez bu kılıkla karışmak mükemmel bir duyguydu. ilk kez, işte kendi kıyafetlerimi giyiniyorum dedim. ilk kez, doğru olan bir şeyi sunuyordum sanki. iki gün sonra traş olmayı da bıraktım. her şey tamamlandığında ve dışarı çıktığımda, insanlardan negatif enerjiler alma zamanı da gelmişti. o gün yanımdan geçen insanlara baktığımda anti-semitist olduklarını görebiliyordum. ve içimden; "sen yahudi olanları sevmemelisin. çünkü görüldüğü gibi ben bir yahudiyim" diye geçirdim. şu anda insanlardan neden saygı gördüğüme gelince, çünkü kendim olduğumu görüyorlar. kendime ait olanla olduğumu. hip hoptaki gibi "sen. sen ol.". olmadığım bir şey olmaya çalışmıyorum. kaybolmamış, asimile olmamış biriyim. çoğu zaman insanların esasen buna saygı duyduklarını düşünüyorum."

Efendim Matisyahu reggae sevenler için güzel bir alternatif niteliğinde. Aynı zamanda çok iyi de bir beat boxçı kendisi. Kendisini Bob Marley'in Running Away coverı ile tanıma fırsatına eriştiğimde çok hoşuma gitmişti ve albümlerini dinlediğimde de aynı hislerle yoluma devam ettim. Ama özellikle tavsiye etmem gerekirse 2009 albümü olan "Light"ı tavsiye ederim. Aşağıda o muhteşem Bob Marley coverını dinleyebilirsiniz.

4 Mart 2010 Perşembe

Kutsal Kitabın Yolunda Giden Grup "Amaseffer"

Ortadoğudan gelen Oriental Progressive Power Metal sesleri sizi büyüleyebilir. 2004 yılında kurulan "Amaseffer" İsrail'in nadide metal gruplarından biri. 2008 yılında çıkardıkları "Slaves for Life" çok başarılı biraz hüzünlü tonlar ve Yahudi inancının öğeleriyle birleşmiş. Amaseffer ibranicede "kutsal kitabın yolunda giden" anlamına geliyormuş ki bunu belirttiğimiz gibi şarkılarında bulmak mümkün. Grupta en çok dikkati çeken bir diğeer şey ise vokal Mats Leven in harika sesi ve yorumu. Özellikle metal severler için kaçırılmaması gereken bir grup.Grubun resmi internet sitesine www.amaseffer.com adresinden ulaşılabilir.

Albümle aynı ismi taşıyan Slaves for Life şarkısını sizinle paylaşmaktan honor duyarım.

Elsiane


Kanadalı bir down tempo grubu olan Elsiane'nin tek albümleri olan Hybrid gerçekten türü arasında çok başarılı bir albüm. Her bir şarkı birbirinden güzel fakat içlerinde bir tane var ki "Across The Stream" beni gerçekten çok etkiledi. Albümün tamamı için şunu diyebilirim : Dinlerken huzur bulursunuz. Odanızının ışıklarını söndürüp mum yakarsınız, şarap yudumlarsınız belki, belki tütsü belki sigara yakarsınız ya da açıp güzel bir kitapla eşlik edersiniz, uzanıp düşünürsünüz. Bunlardan birini yapmanız muhtemeldir. Ben birini yaptım ordan biliyorum. Bir örneği altta mevcut karar sizlerindir buyrunuz.


3 Mart 2010 Çarşamba

Türk Post-Rock Nadidesi Bir Grup "Oracles Always Lie"


Oracles Always Lie sanılmasın ki bir ecnebi gruptur. Aslında öyle duran bir yapıları yok değil zira ülkemizde bu tür yani post rock manasında çok grup yok, yavaş yavaş yeni yeni isimler duyuyoruz.

Efendim nedir post-rock. Post-rock yeni bir akım olmakla beraber fazla vokal içermeyen, anlatmak istediğini daha çok enstrümental olarak anlatan, dinlenildiğinde düşüncelere dalınan, bazen dinginlik bazen haykırış aşılayan, minimalist öğelerle bezenmiş post modernitenin bir nevi söz öbeği. Yurtiçinden örneklere bakacak olursak şu sıralar Oracles Always Lie dışındaChange of Plans'te çok başarılı bir çizgide icra etmekte bu türü. Yurt dışından örneklere bakacak olursak bir Mono, God Is An Astronaut, Mogwai, The Tritones ilk aklıma gelenlerden olacaktır.

Oracles Always Lie'a geri dönecek olursak bir iki albümden oluşan (2009-When All Guides Dissapear ve 2008-We'll Welcome You Next Time) bir geçmişi var grubun ve her iki çalışmasında da gayet başarılı bir performans gerçekleştirdikleri ortada. Lafı fazla uzatmıyorum efendim dinleyin dinlettirin mutlaka diyorum.

Kendimce en başarılı bulduğum şarkıları olan ve 2008 albümleri olan We'll Welcome You Next'te yer alan şarkıları Remorse for What'ı aşağıdan dinleyebilirsiniz.







Saygı Duruşu ve Andımız


Evet, müzik. Yanlış duymadınız o çalan müzikti. Müzik ruhun gıdasıydı. Müzik bir yandan yaşama sevinci verirken aynı müzik bir yandan yaşam enerji çalabilir. Bu o müziğin tarzının insan üzerindeki bir tür yansımasıdır. O yüzden insanlar müziğe göre ruh haline bürünürler, bazen de ruh haline göre müzik seçerler. Yolda, kafede, evde, radyoda,televizyonda,metroda,vapurda,otobüste,uçakta,zeplinde...vb. nerde olursanız olun bir mutlaka bir müzik vardır. Ondan kaçamazsınız. Saklanabilirsiniz ama kaçamazsınız. O yüzden gelin bu bölümde müzikten bahsedelim, albümler tanıyalım, yeni şarkılar keşfedelim. Bakalım nasıl olacak.